Birlikte Büyüyoruz
Üyelik oluşturun, Dinamik11 kodu ile ilk alışverişinizde %10 indirim hakkını elde edin.
Üyelik oluşturun, Dinamik11 kodu ile ilk alışverişinizde %10 indirim hakkını elde edin.
Birçok kişi zihninin durmadan çalıştığından, sürekli analiz ettiğinden ve bir türlü durulamadığından söz eder. “Aşırı düşünmek” çoğu zaman zihinsel yoğunluk, kontrol ihtiyacı ya da kaygının bir sonucu olarak görülür. Oysa psikanalitik açıdan mesele yalnızca düşüncenin miktarı değildir; düşüncenin hangi ruhsal işlevi üstlendiğidir. Zihin bazı anlarda anlamak için değil, daha zor bir şeyi doğrudan yaşamamak için düşünür.
Düşünmek mi, Hissetmemek mi?
Freud’un tanımladığı izolasyon, duygulanım ile düşüncenin birbirinden ayrılmasıdır. Kişi bir olayı ayrıntılı, hatta son derece tutarlı biçimde anlatabilir; ancak bu anlatımın içinde o olaya eşlik eden duygulanım belirgin biçimde eksiktir. Bu durum duygunun yokluğunu değil, onun düşünceden ayrıştırıldığını gösterir. Aşırı düşünme, çoğu zaman bu ayrışmanın genişlemiş bir formudur: zihin, duyguyu taşımak yerine düşünceyi çoğaltarak onun etrafında dolaşır. Böylece kişi “anlamış” olur ama aynı ölçüde “temas etmiş” olmaz.
Savunma Olarak Düşünce
Zihinsel faaliyet bazı durumlarda bir düzenleme aracı haline gelir. Yoğun, belirsiz ya da taşınması zor duygulanımlar karşısında zihin, düşünceyi devreye sokarak bu yükü daha yönetilebilir bir forma dönüştürmeye çalışır. Olasılıkları hesaplamak, senaryolar kurmak, geçmişi tekrar tekrar gözden geçirmek… Tüm bunlar yalnızca çözüm üretme çabası değildir; aynı zamanda duygunun yarattığı dağılmayı sınırlama girişimidir. Bu anlamda aşırı düşünme, rastlantısal bir alışkanlık değil; belirli anlarda devreye giren bir ruhsal organizasyondur.
Uykuya Geçişte Zihnin Hareketlenmesi
Uykuya geçiş, zihnin dış dünyadan çekildiği ve düzenleyici kontrolün zayıfladığı bir eşiktir. Bu geri çekilme, gün içinde düşünceyle tutulmuş duygulanımların daha doğrudan hissedilmesine yol açabilir. Bu nedenle birçok kişi tam uyku öncesinde zihninin hızlandığını fark eder. Aslında artan çoğu zaman düşüncenin kendisi değil, düşünceyle taşınan duygunun yüzeye yaklaşmasıdır. Zihin bu teması dolaylı tutmak için düşünce üretimini artırır; uyku ise bu çabanın gevşediği, düşüncenin yerini daha ilkel süreçlere bıraktığı bir geçiştir.
Kontrol Yanılsaması ve Belirsizlik
Aşırı düşünme sıklıkla bir kontrol hissi üretir: “Yeterince düşünürsem hata yapmam.” Oysa bu kontrol çoğu zaman nesnel gerçekliği düzenlemekten çok, içsel gerilimi yatıştırmaya yöneliktir. Belirsizlik burada merkezi bir rol oynar. Belirsizlik yalnızca bilinmeyen değildir; aynı zamanda zihinde tutulması zor bir açıklık yaratır. Düşünce bu açıklığı doldurmaya çalışır. Ancak her yeni düşünce, yeni bir ihtimali doğurduğu için süreç sonlanmaz; zihin çözmekten çok sürdürmeye başlar.
Karar Vermek, Vazgeçmek ve Erteleme
Bir karar vermek, yalnızca bir seçeneği hayata geçirmek değil; diğer olasılıkların kaybını da kabul etmektir. Bu kayıp çoğu zaman açıkça hissedilmese de ruhsal düzeyde ağırlık taşır. Aşırı düşünme bu noktada devreye girer: düşünce, kararı askıya alarak vazgeçişi erteler. Kişi düşündüğü sürece henüz hiçbir şeyden vazgeçmemiş olur. Böylece zihinsel hareketlilik, seçim yapmanın duygusal sonuçlarını geciktiren bir alan yaratır.
İçsel Eleştiri ve Zihnin Katlanması
Zihnin susmadığı durumlarda çoğu zaman yalnızca düşünce değil, düşüncenin de izlendiği ikinci bir katman vardır. Kişi ne düşündüğünü, ne kadar doğru düşündüğünü ve daha iyi düşünüp düşünemeyeceğini de değerlendirmeye başlar. Bu içsel eleştiri, düşüncenin sonlanmasını zorlaştırır. Zihin kendi üzerine katlanır; bu katlanma derinleşme hissi verse de çoğu zaman ilerleme değil, döngü üretir.
Düşüncenin Sınırı
Psikanalitik perspektif, her şeyin düşünce yoluyla çözülemeyeceğini kabul eder. Bazı duygulanımlar ancak yaşanarak, tolere edilerek ve zaman içinde anlamlandırılarak işlenebilir. Düşünce bu sürecin bir parçasıdır; ancak onun yerine geçtiğinde yoğunlaşır ve tıkanır. Aşırı düşünme, tam da bu sınırda ortaya çıkar: zihin, henüz taşınabilir hale gelmemiş bir duyguyu düşünceyle tutmaya çalışır.
Sonuç
Aşırı düşünmek, zihnin fazla çalışması değil; bazı anlarda üstlendiği özel bir işlevdir.
Zihin bazen anlamak için değil, duygulanımın yükünü dolaylı olarak taşımak için düşünür. Bu nedenle mesele düşüncenin miktarı değil, düşüncenin hangi duygunun yerine geçtiğidir.
Yeni yayınlar, etkinlikler ve seçkilerden haberdar olun
Bültenimize katılarak indirim ve haberleri önce siz öğrenin.